Son birkaç yıldır hemen her teknolojik yeniliğe temel sağlayan artırılmış gerçeklik, aslında bir asrı aşkın süredir hayatımızda olan dijital ve teknoloji birleşimi ürünlerden biri. Bizler her ne kadar bu durumu oldukça geç farkına varsak da aslında her ilerlemenin ardında yatan bu dijital uygulama, bugünden başlayarak geleceğimiz büyük oranda esir alacak gibi görünüyor.

Artırılmış Gerçeklik

Artırılmış Gerçeklik

Artırılmış gerçeklik ismi verilen yeni nesil teknoloji, fiziksel yani somut olarak var olan her türlü nesne, insan ve mekanın soyut yani yapay ögeler ile desteklenmesi ve zenginleştirilmesidir. Kısaca diyebiliriz ki gerçek ve sanalın ustaca birleştirilmesi ve 3 boyutlu (3D) olarak kullanıcıya sunulmasıdır. Günümüzde her teknolojik ve dijital yeniliğin temelinde kullanılan ve ilerleyen yıllarda hemen her evde bulunacak olan artırılmış gerçeklik teknolojisini tamamıyla anlayabilmek ve gelecekte neler olabileceğini az çok öngörebilmek için tarihin derin sularına inmek gerekir.

Artırılmış Gerçekliğin Doğumu: 1900-1950

Artırılmış Gerçeklik Doğuşu
  • Dünyaca ünlü klasikler arasında yer alan Oz Büyücüsü kitabının yazarı Lyman Frank Barum, 1901 senesinde The Master Key ismini verdiği ve Türkçeye Ana Anahtar şeklinde çevrilen bir kitap yayınladı. Kitap, ana karakter Rob’un elektriğe olan ilgisini konu alıyor. Rob, elektrik devresiyle uğraşırken elektrik anahtarını buluyor. Anahtara bastığında ise elektrik cini (The Demon of Electricity) olarak isimlendirilen yaratığı çağırıyor. Rob’un anahtarla ve cinle olan maceralarının anlatıldığı romanda cin, Rob’a zaman zaman paha biçilemez hediyeler veriyor. Hediyeler arasında yer alan karakter bilinci (Character Marker) gözlüğü ile Rob, gözlükle baktığı herkesin karakterini ölçebiliyor. Zeki, çalışkan, tembel, huysuz, kaba, iyi ve daha pek çok karakter analizinde bulunabilen Rob, gözlüğün insan üzerindeki elektrik ile çalıştığını belirtiyor. Lyman Frank Baum’un haberi olmasa da karakter gözlüğü, onlarca yıl sonrasında artırılmış gerçekliğin tarihi ile ilgili yapılan araştırmalarda ilk gerçeklik ürünü olarak kabul edilecektir.
  • 1939-1945 seneleri arasında süren ve milyonlarca kişinin öldüğü 2. Dünya Savaşı sırasında kullanılan İngiliz savaş uçaklarındaki radarlar ise artırılmış gerçekliğin ilk gerçek ürünleri olarak kabul görür. İngiliz radarları kullanımı ile görevli olan subay, Mark VIII Airborne Interception Radar Gunsighting isimli proje ile savaş uçaklarına radar sistemi yerleştirmiştir. Uçağın pilot kısmında bulunan ve pilotların kolay şekilde görmelerini ve erişmelerini sağlayan radarın amacı günümüzde kullanılan radar sistemleri ile aynıydı. Düşman mevzilerini, sığınakları, yabancıları ve daha pek çok tehlikeyi çeşitli sinyaller ile gösterebilen bu radar 2. Dünya Savaşı’nın ardından tüm ülkelerde kullanılmaya başlandı.

Gelişme ve Tanınma Süreci: 1951-2000

  • Morton Leonard Heilig isimli film yapımcısı, 1955 senesinde kaleme aldığı Sinema’nın Geleceği isimli makalede sinema filmlerinin ve salonlarının o dönemdeki durumunu ve gelecekte ne gibi değişimler yaşanacağını yazmıştır. Makalede sinemaların ilerleyen yıllarda oldukça farklılaşacağına ve artık tüm duyu organlarına aynı anda hitap etmeye başlayacağına değinen Heilig, o dönemin insanları tarafından çok fazla dikkate alınmamıştı.

    İnsanlar kendisini ve makalesini dikkate almadığı için tek başına 1957 senesinde Sensorama ismini verdiği bir tür simülatör geliştiren Heilig, tarih sahnesine adını altın harflerle yazdırmak bir yana adeta kazıdı. Bu simülatör, insanların tüm duyu organlarını aynı anda harekete geçirebilecek kapasiteye sahip olan bir cihazdı. Cihazın günümüzde tam olarak karşılığı bulunmasa da bir tür cihaz içerisinde oynanan tiyatro oyunu olduğunu söylemek mümkün. Ve bu oyunda ise hem izleyen hem de oyuncu olan sizsiniz. Günümüzde var olan ve en fazla 15 dakika süren 9 boyutlu (9D) sinemalar, Sensorama’ya benzetilebilir.

    1962 senesine kadar Heilig tarafından geliştirilen bu cihaz, aynı yıl Heilig’e ilk patentli ürününü kazandırmıştır. 1957 senesinden 1980li senelerin başına kadar çeşitli geliştirmelerle ilerletilen cihaz, 1980li senelerde o dönem Avrupa’da oldukça ünlü olan oyun ve atari salonlarında yerini aldı. Bir tür jetonla çalışan bu makine insanları yaklaşık 2 dakikalık yolculuklara çıkarıyordu. Kısa sinema ve simülasyon karışımı olan ve insanların kısa soluklu maceralar yaşamasını sağlayan Sensorama o dönem oldukça popüler olmuştu. Özellikle teknolojinin geleceği hakkında merak içerisinde yüzen insanlar tarafından sık sık kullanılan cihaz, gösterilen ilgi neticesinde Heilig tarafından daha da geliştirildi. Görsellerde daha kaliteli boyutlandırma, netlik, stereo ses, çeşitli aromalar barındıran kokular, rüzgar ve yağmur efekti ve titreşimler ile tüm duyu organlarının daha fazla kullanılması sağlandı.
  • Heilig oyun ve atari salonlarını zenginleştiredursun diğer yandan Harvard Üniversitesi Elektrik Mühendisliği bölümünde eğitim gören Ivan Sutherland, ortalığı kasıp kavuracak bir icat peşindeydi. 1968 senesinde geliştirdiği ve Demokles’in Kılıcı (Sword of Damocles) ismini verdiği görüntüleyiciyi üreten Sutherland her ne kadar o zamanlar fazla ciddiye alınmasa da aslında günümüzde kullanılan artırılmış gerçekliğe neredeyse sıfır noktasında yaklaşmıştır.

    Demokles’in Kılıcı, kafaya takılan bir tür görüntüleyicidir. Günümüzdeki gibi göz hareketleri ve kafa çevirme ile çalışan bu araçta o döneme göre oldukça gelişmiş fakat günümüze göre fazlaca basit kalan grafikler kullanılmıştır. Fakat görüntüleyici, o dönemin getirmiş olduğu teknolojik zorunluluklar sebebiyle kafaya takılamayacak kadar büyüktü. Bu sebeple de bir laboratuvar ortamında, tavandan sarkıtılmış halde sergileniyordu. Büyüklüğü dolayısıyla Demokles’in Kılıcı ismini alan cihazı denemek isteyen kişiler laboratuvara geliyor ve kafasını cihazın içine yerleştirerek görüntülemeyi gerçekleştirebiliyordu.
  • 1975 senesine gelindiğinde bilgisayar mühendisi olarak görev yapan Myron Krueger, Videoplace ismini verdiği ve “yapay gerçeklik laboratuvarı” olarak hafızalara kazınan cihazı üretti. Klasik bir laboratuvar ortamına yüksek sayıda artırılmış gerçeklik ürünlerinin konuşlandırılmasıyla oluşturulan bu sistemde kişiler koruyucu eldiven ya da koruyucu herhangi bir aksesuar kullanmadan laboratuvara girip buradaki interaktif görsel sistemlerle iletişime ve etkileşime geçebiliyorlardı. Bu uygulama ile Krueger, günümüzdeki görsel artırılmış gerçekliğin babalarından biri olarak gösterilir.
  • Hemen hemen aynı dönemlerde yani 1980lerde Toronto Üniversitesi Bilgisayar ve Elektrik Mühendisliği bölümünde profesör olarak görev yapan Steve Mann, dijital gözlük geliştirme işiyle meşguldü. “İlk giyilebilir teknoloji” ve “Giyilebilir Bilgisayarın Babası” unvanlarını alan Mann hem başa hem de göze takılan dijital görüntüleyiciler geliştirmiştir.

    1999 senesinde EyeTap ismini alan ve Steve Mann tarafından geliştirilen gözlük, dönemin vermiş olduğu zorunluluk ve teknolojik ilerleme sebebiyle bir sırt çantası ve bir tür kasktan oluşuyordu. Birbirine çeşitli kalınlıkta kablolarla bağlanan bu iki eşya, insanlara dijital görüntülemeyi sunuyordu. Demokles’in Kılıcı’ndan daha hafif ve taşınabilir olması sebebiyle de özellikle bilim adamları tarafından kullanılmaya başlanmıştı.

    EyeTap şu anda Google Glass ve daha pek çok markanın çıkardığı artırılmış gerçeklik gözlüğünün atası olarak biliniyor. Günümüzde kullanılan gözlükler elbette ki EyeTap’tan farklı fakat tarihe baktığımızda hangi torun, dededen farklı değil ki? 1980-1990 arasında basit bir operasyon ile insan kafasına takılan bu gözlük ne yazık ki kolayca takılıp çıkarılabilen bir cihaz değildi; çıkarılırken de bir tür operasyona ihtiyaç duyuluyordu. Sağ gözle bütünleştirilen mercekte hem kamera hem de monitör yer alıyordu. Kamera ile video ve fotoğraf çekilebilirken monitörde de hava durumu, çekilen görüntüler ya da navigasyon sistemi gösterilebiliyordu. Henüz lise çağındayken artırılmış gerçeklik ile ilgili araştırmalar ve üretimler yapmayan başlayan Mann’ın EyeTap dışında artırılmış gerçeklik için oluşturduğu pek çok giyilebilir ürünü bulunuyor.
  • Bilgisayar mühendisi olarak görev yapan Jaron Lanier 1985 senesinde atari oyunlarının kurucu şirketinden ayrılarak artırılmış gerçeklik ürünlerinin tasarlanacağı bir şirket kurdu. VPL Research ismini verdiği şirkette artırılmış gerçeklik teknolojisinin kullanım alanlarını genişletecek ve bu teknolojiyi herkese duyuracak olan eldiven ve gözlükleri tasarlamaya, üretmeye ve satmaya başladı. Şirketin kurulumu ve ürün satışının başlaması takriben 1989 senesini buldu.
  • David Mizell ve Thomas Caudell isimli bilim adamları da bu sırada çalışmalara başlamışlardı. Tarihte bir ilki yaparak artırılmış gerçeklik ismini ilk defa ortaya koyan bu bilim adamları, halk durumdan bihaberken bu atılımı 1992 senesinde gerçekleştirdiler. Ardından artırılmış gerçeklik ile ilgili üretimlere başlayan Mizell ve Caudell, hemen hemen aynı tarihlerde Boeing firması için başa kolayca takılıp çıkarılabilen bir tür dijital görüntüleyici geliştirdiler. Uçakların bakım ve teknik kısmında görevli olan kişilerin kullandığı bu görüntüleyici, uçaktaki kablolu bağlantıların kontrol edilmesinde kılavuzluk ediyordu. Kontrol konusunda oldukça başarılı olduğu görülen bu görüntüleyiciler, işe yeni alınan elemanların eğitiminde de Boeing firmasına yardımcı olmuştur.
  • 1992 senesinde Amerikan Hava Kuvvetleri Araştırma Laboratuvarı üssünde görevli olan Louis Rosenberg, silahlı ve askeri kuvvetler için artırılmış gerçeklik ürünleri tasarlamaya başladı. Aynı yıl Blair MacLntyre, Steven Feiner ve Doree Seligmann isimli üç teknoloji sevdalısı da dünya genelinden katılımcıların yer aldığı bir grafik ara yüzü temalı konferansta kapsamlı olarak oluşturdukları artırılmış gerçeklik raporunu sundular.
  • Bu sırada 1992 senesinde ilk akıllı telefonun Bellsouth ve IBM tarafından üretilmesi, akıllı telefon içerisine 1993 senesinde GPS yani konum ve navigasyon eklentilerinin girmesi de artırılmış gerçeklik ürünlerindendir. Aynı sene Amerika’daki Loral WDL Savunma Şirketi, Amerikan ordusunun simülasyonla eğitim yapmasını sağlayan STRICOM kısaltmalı enstitüyü kurdu ve kendi bünyesinde artırılmış gerçeklik cihazlarını üretti.
  • 1994 senesinde Julie Martin, dünyada bir ilki gerçekleştirerek artırılmış gerçeklik ile oluşturulmuş olan tiyatroyu yönetti. İnsan boyundaki görsel nesneler, akrobatlar, dansçılar ve daha pek çok oyuncu, sahneye hologramla yansıtıldı. Oyunda Polhemus algı sistemi ve Silicon Graphics bilgisayarları kullanılırken gösteri büyük beğeni topladı. Yıllar boyunca konuşulan bu tiyatronun devamı getirildi ve bu şekilde artırılmış gerçeklik insanlara daha yakından tanıtılmış oldu.
  • 1996 senesinde Jun Rekimoto tarafından bir boyutlu barkodlardan karekodlara geçiş süreci sağlanmıştır. 1998 senesinde Kuzey Carolina Üniversitesi bünyesinde oluşturulan bir grup tarafından 3 boyutlu artırılmış gerçeklik teknolojisi geliştirildi ki bu durum, dünyanın o seneye kadar gördüğü ilk çok boyutlu artırılmış gerçeklikti. 1999 senesinde de Wi-Fi yani kablosuz ağ geliştirilmiş ve kullanılmaya başlanmıştır.
  • 21. Yüzyılın başladığı 2000 senesinde Bruce Thomas, artırılmış gerçeklikle oluşturulmuş olan ilk oyunu tanıttı. ARQuake olarak isimlendirilen bu oyunun tanıtımı “Uluslararası Giyilebilir Bilgisayarlar Konferansı”nda gerçekleşti ki konferansın adı dahi o güne kadar olan teknolojide çığır açan döneme geçildiğinin işaretiydi.2001 senesinde BatPortal tarafından geliştirilen ve PDA yani cep bilgisayarı ismi verilen kablosuz bilgisayar, insanlık tarihinin yeni bir dönüm noktası olmuştur.

Yani denilebilir ki 1990-2001 seneleri arasında artırılmış gerçeklik ile ilgili ürünlerin oluşturulması ve dünyaya yeni bir teknolojik düzenin getirilmesi hız kazanmıştır.

Artırılmış Gerçekliğin Evlerimize Girme Süreci: 2002-2020

  • 2000li yılların başından itibaren artırılmış gerçeklik bilgisayar, tablet ve telefonlarda sıkça kullanılmaya başlandı. Mathias Möhring tarafından 2004 senesinde geliştirilen ve cep telefonları için oluşturulmuş olan video tabanlı artırılmış gerçeklik, günümüzdeki artırılmış gerçeklik ile oluşturulmuş mobil uygulamaların atasıdır. Bir tür işaretleyici ve okuyucu olarak çalışan sistemde kamera ile bir tür 3 boyutlu karekod görüntüleniyor ve ekranda canlı video oynatılmaya başlanıyor. Hem kameranın hem de karekodların tarihini değiştirecek olan bu uygulama o dönemde hızlı bir şekilde tüm akıllı telefonlarda yayılma gösterdi.
  • 2008 senesinde Google ve HTC iş birliğinde ilk Android sistemli akıllı telefon üretildi. Tasarımını Google’ın yaptığı ve üretimini de HTC markasının gerçekleştirdiği bu telefonun ismi ise T-mobile G1 Android oldu. Telefonda ilk mobil artırılmış gerçeklik uygulaması olan Wikitude AR Travel Guide de bulunuyordu. Bu program, haritalar, GPS ve diğer konum-ülke bulma özellikleri ve pusula eklentisiyle gezginler için adeta dijital bir rehberdi.
  • 2009 senesinde ise Saqoosha isimli teknoloji şirketi Wikitude uygulaması ile uyumlu olarak ARToolkit Adobe Flash uygulamasını geliştirdi ve bunu hem bilgisayarlarda hem de telefonlarda kullanıma açtı. Yine aynı yıl Massachusetts Teknoloji Enstitüsü yani dünya genelinde bilinen adıyla MIT, SixthSense ismini verdiği bir proje oluşturdu. Proje kapsamında tasarlanan artırılmış gerçeklik programı, beden dili ve vücut hareketlerini yansıtabilen ve giyilen bir tür artırılmış gerçeklik cihazıydı.
  • Bu dönemde Terminatör serisinin dördüncü filmi olan Salvation vizyona çıktı. 2009 senesinde film severler arasında adeta efsane olan filmde biyonik kontakt lens ismi verilen ve Washington Üniversitesi bünyesinde çalışan profesörler tarafından üretilen bir tür lens, izleyicilere sunuldu. Bu lensler LED ekran ve ışık sunmasının yanı sıra radyodan ve radyo anteninden oluşuyordu. Dışarıdan görüldüğünde herhangi bir lensten farksız olan bu cihaz, takan kişiye dünyaları sunuyordu. Günümüzde insan gözüne uyarlanmaya çalışılan bu tarz lenslerin son çalışmaları yakın zamanda tamamlanacak.
  • 2011 yılında Sud Üniversitesi bünyesinde kurulan teknoloji şirketi LASTER, artırılmış gerçeklik teknolojisinin kullanıldığı ilk kayak gözlüklerini dünyaya duyurdu. 2012 senesinde Google bünyesinde açılan X Laboratuvar içerisinde Project Glass ismi verilen gözlük geliştirildi. Bu gözlük, ek donanımlar olmadan, bağımsız çalışan ve 2011 senesine kadar geçen 111 yılda üretilmiş olan en küçük artırılmış gerçeklik gözlüğüydü. Bu gözlük sesli komutla ve gözlüğün yan tarafında bulunan dokunmatik yüzeye temas etmeyle çalışıyor. Gözlüğün video ve fotoğraf çekme, görüntülü görüşme, internete girme, yazılı mesaj gönderebilme gibi herhangi bir telefonun yapabileceği pek çok işlevi bulunuyor. Teknolojinin bu denli gelişmesi karşısında gizlilik ilkesinin ihlali söz konusu olduğu, ayrıca gözlüğün ekranının çok küçük olması ile o küçük ekrandan insan gözüne çok yakından radyasyon temas etmesi sebebiyle gözlük şu anda kullanıma sunulamıyor. Gözlük hakkında çok kişinin hak ve gizlilik ihlali hakkında şikayette bulunması üzerine X Laboratuvar kapatıldı ve tasarımcı grubu dağıtıldı. 2015 senesinde ise Google Glass’ın satışı durduruldu. Aynı yıl Microsoft ise kendi artırılmış gerçeklik gözlüğü olan Hololens isimli gözlüğü tanıttı. Ara yüzsüz olarak tasarlanan gözlükte hologramlar oluşturulabiliyor. Hem hareket hem de ses komutlu olan gözlükte oldukça net görüntüler elde edilebiliyor.
  • 2012 senesinden sonra pek çok teknoloji markası artırılmış gerçeklik ile tasarladıkları gözlükleri piyasaya sürmüştür. Recon, Meta, Vuzix, Oculus ve daha pek çok teknoloji devinin çıkardığı yeni nesil gözlükler hem artırılmış hem de sanal gerçeklik açısından oldukça değerlidir. Şu anda artırılmış gerçeklik gözlükleri üzerinde yapılan ilerlemelerde NASA ile ortak projeler de yürütülmektedir. Mars ve Ay’a gönderilecek olan araçlarda hologram uygulamasının kullanılması ile ilgili çalışmalar devam etmektedir. Bu çalışmalara ek olarak Samsung, OPPO, Apple gibi büyük teknoloji markalarının artırılmış gerçeklik gözlüğü hakkında çalışmaları sürmektedir. 2020 senesinde pek çok markanın bu teknoloji ile ilgili çalışmalarını tamamladığını düşünürsek 2021’de gerçek anlamda kullanılabilir olan ilk artırılmış gerçeklik gözlüğü piyasada görmek mümkün olacak.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen isminizi buraya girin